İstanbul-Doğu Karadeniz Motosiklet Günlüğü (3220 Km)


2013 Temmuz ayını iple çekmiştim. Motosikletle yapacağım en uzun geziye (İstanbul’dan Sinop-Samsun-Ordu-Giresun-Trabzon-Rize-Batum) çıkacaktım. Rota üzerindeki Sinop, Ordu, Trabzon, Rize’ de konaklayıp yüksek yaylaları gezmeyi planlıyordum. Sinop Kalesi, Giresun Sis Dağı , Akçaabat Hıdırnebi yaylası, Ordu Boztepe, Trabzon Sümela Manastırı, Rize-Çamlıhemşin Pokut, Huser, ve Kito yaylaları özellikle görmek istediğim yerlerdi. 3000 metrenin üzerinde yüksekliğe sahip olan yaylaları görmek istiyordum. Bu geziye eşim de gelecekti. Otomobil ile yolculuğu bile pek sevmeyen, yorucu bulan eşim eğer yolculuğu sürdüremeyecek olursa, otobüs veya uçakla devam eder diye düşündüm. Yaptığımız plana göre eşim Samsun’a uçakla gidip oradan Sinop’a geçecekti. Sinop’ta buluşup 1-2 gün konakladıktan sonra yola motosiklet ile devam edecektik. Yapacağım geziyi paylaştığım kişiler “250cc motosikletle bu yol yapılmaz” diyordu. Motosiklet forumlarında okuduklarıma bakılırsa bu görüşte olanların sayısı az değildi. İnsanların fikirlerine önem vermekle beraber kendi kararımı uygulayacaktım. Yola çıkmadan önce Yamaha Kardeşler Motosiklet‘e gidip yol öncesi bakımı yaptırdım. Eksik ekipmanları aldım. Periyodik bakımın yanı sıra yeni Michelin City Grip lastikler takıldı. Artık yola hazırdım. 2 Temmuz 2013 Salı sabahı saat 06:30’da kalktım. Motosikleti yola hazırladım.

DSC08025a DSC08022a

Birinci etap İstanbul-Sinop

rota1

Hava kapalıydı. İzmit’ten sonra yağmur çiselemeye başladı. Yağmurluğumun üstünü giyerek yola devam ettim. Düzce’de bir kaç yere uğrayacağım için otobandan ayrıldım. Bolu dağını tırmanırken yoğun sis içinde ilerlemek zorunda kaldım. “Ne şans varmış bende. Temmuz ayında kış mevsimini yaşıyorum” diye düşündüm.

DSC08029DSC08031a

Hava şartları bakımından yaşadığım şanssızlık bütün yolculuk boyunca peşimi bırakmayacaktı. Gerede’yi geçtikten sonra artık soğuktan titremeye başlamıştım. Üşendiğim için termal içliklerimi giymedim. Çerkeş’e 50-60 km. kala mola verdim. Isınmak için birkaç çay içtim. Burada tanıştığım bir kişi yolda atlattığı kaza tehlikesini anlattı. Ailesiyle beraber seyahat ediyordu. Bolu dağını tırmanırken aniden yoğun sis bastırınca fren yaptığını arabasının kendi atrafında dönüp yoldan çıktığını anlattı. Bir yaralanma veya hasar olmamış. Yola devam etmişler. Fakat çocukları çok korkmuş. Bir bayırdan aşağı yuvarlanmadıkları için gerçekten şanslıydılar. Çayımı bitirdikten sonra kendilerine iyi yolculuklar dileyip yola koyuldum.

DSC08032aDSC08034a

DSC08037a DSC08040a

Kastamonu yakınlarında motoru yolun kenarına çektim. Birkaç fotoğraf çektikten sonra eşime telefon ettim. Henüz Sinop’a varmamıştı. Telefonu kapattıktan hemen sonra tekrar çaldı. Arayan dayımın oğluydu. “Trabzon’dayım. görüşelim” dedi. “Sen delisin. Motorla bu kadar yol gidilir mi?” demeyi ihmal etmedi. Tam bu sırada yan ayakta olan motosiklet şiddetli rüzgarın etkisiyle devrildi. Açık olan arka çantanın içindekiler asfalta saçıldı. İlk şoku atlatıp motoru kaldırmaya davrandığım anda yanımda biri belirdi. Motoru kaldırmama yardım etti. Yola saçılan eşyaları topladık. Motoru orta ayağa alıp kontol ettim. Hiçbir şey olmamıştı. Yan çanta ve ön grenajdaki koruma lastikleri işe yaramış, tek bir çizik bile olmamıştı. Yardıma gelen kişi herhangi bir sorun olup olmadığını sordu. Kendisine teşekkür ettim. Kamyonunu ne zaman sağa çekip motorumun yanına geldi anlayamamıştım. “insanlık hala ölmemiş” diye düşündüm. Birbirimize iyi yolculuklar diledik. Tekrar yola koyuldum.

CSC_0475-twt 3

Akşama doğru Sinop’a vardım. Eşimle buluştum. Eşyaları otele bırakıp akşam yemeği için sahile indik. Kısa bir şehir turu yaptık.

Untitled_Panorama3

Şahin Tepesi’nden Sinop.

DSC_0620a DSC_0115 DSC_0170 DSC_0637

Hamsilos Koyu. Nükleer Santral’in buraya yapılacağı söyleniyor. Bu güzel yerlerde gezmek bir yana uzak durmaya çalışacağız herhalde.

DSC_0343

İnceburun Deniz Feneri

DSC_0365 DSC_0441-sinop

Sinop’ta şiddetli rüzgar nedeniyle kabaran deniz kıyıları dövüyordu.

DSC_0043a DSC08068a DSC_0074--2 DSC08071a DSC_0403a DSC08063a

Tarihi Sinop Cezaevi. Yüksek duvarları, havasız koğuşları çok şey ifade ediyor. Sabahattin Ali’nin 12 Mayıs 1933 Cuma günü getirilip, 27 Mayıs 1933 Cumartesi gününe kadar tutulduğu koğuşa girip tek tek pencerelerinden dışarıya baktım. “Bu pencerelerden bakarken ne düşünüyordu acaba?” diye düşündüm.
Sinop Cezaevinde dolaşırken sevdiğim bir türkü aklıma geldi.

DSC08099aDSC_0273a

DSC_0005a

Tekrar yola koyulduk. Hedef Ordu. Sinop-Samsun arasında bozuk yol da var fakat yolun büyük bir kısmı çok güzel. Bafra’da Öğle yemeği molasından sonra Samsun’da da biraz oyalandık. Akşama doğru Ordu’ya vardık. Bir otel bulup yerleştikten sonra teleferikle Boztepe’ye çıktık. Çıkarken ve çıktıktan sonra çok güzel seyir yapılıyor. Akşam yemeğini Boztepe’de yedik. Bu güne kadar yediğim en güzel pideydi. Pideye yağ sürmüyorlar. Tereyağı ayrıca geliyor. Benim gibi yağ sevmeyenleri düşünmüşler. Bana yanlışlıkla bir buçuk pide geldi. Pidenin büyüklüğünü görünce “Sadece kendim için söylemiştim. Bütün sülalem için değil.” dedim. Pideyi bir çırpıda bitirdim. Hatta eşimin pidesinden de bir kaç dilim yedim. Lezzet, hafiflik tam puan.

DSC_0096 DSC_0123a

Ordu’da güneşin doğuşunu yakalamak için sabah erken kalkıp sahile gittik.

DSC_0154a DSC_0166 DSC_0177-1

DSC_0155a DSC_0158a

Eski Ordu evlerini gezdik.

DSC_0293aDSC_0300

DSC_0285a DSC_0332 DSC_0345a

Giresun yakınlarında öğle yemeği yedik. Yediğimiz pideler fena değildi. Fakat Boztepe pidesinin yanında lafı bile edilmez. Eski Giresun evleri ve Giresun müzesini gezdik.

af2 DSC_0583 DSC_0566-twt-1 DSC08150a

Kuş misali Akçaabat’a vardık. Akçaabat’ta akrabalarla buluştuk. Akçaabat köftesinin hatırını sorduktan sonra Uluslararası Müzik ve Halk Oyunları Festivalinin açılış törenlerine göz attık. Kuruçam köyüne varmak üzere yola çıktık. Kuruçam yollarında motosiklet kullanmak benim için özel bir anlam taşıyordu. Ağzım kulaklarımdaydı. Köyde akrabalarımı ziyaret ettiğimde şunu fark ettim; mekanlara anlamını yakınlarımız kazandırıyor. Hatta bize de… Akrabalarla konuştukça anılarım canlandı, keyiflendim. Bu keyifle yayla yolları gözüme daha güzel gözüktü. Hıdırnebi yaylasında yağmur çiseliyordu. Sisten pek bir şey görünmüyordu. Motosikletle keşfe çıktım. Yayla yollarından Gümüşhane’ye gidilebiliyor. Toprak yollar yağmur nedeniyle kayganlaşmış. Keşfi kısa tutup geri döndüm. Çiseleyen yağmurda yürümeye karar verdik. Geceyi köyde geçirdikten sonra gün doğmadan Şahinkaya’nın başına gittik. Sis bastırmadan bir kaç fotoğraf çekebildik.

DSC_0604a DSC_0602a DSC_0619a DSC_0685a

Artçılı ve tam yüklü bu seyahatte motosikletim performans ve rahatlık bakımından tam not aldı. Otomobil koltuğunda bile bir süre sonra rahatsız olan eşim hiç şikayet etmedi. Enduro tadındaki motosikletim birkaç kare fotoğrafı hak etti.

DSC08170aDSC08167a

Kuruçam köyünden sonra Maçka yollarına düştük. Hedef Sümela Manastırı. Sümela’ya yaklaştıkça sis arttı. Son bir kilometrede yolun kenarlarına park etmiş araçlar yüzünden trafik kilitlendi. Dik bir yokuşta durduk. Artçılı ve tam yüklü durumda motor geri kaymayınca rahatladım. Trafik tekrar hareket edince korktuğumun aksine kalkış yapabildim. Mübarek  enduro sanki. Sümela Manastırının girişine kadar motosikletle gittik.

DSC_0830aDSC_0792a
DSC_0942a

Belirli bir yerde durun. Meryem Ana’dan gözünüzü ayırmadan yürüyün. Size bakmaya devam ediyor. 3 boyutlu gibi. Durduğunuz yeri değiştirince ikonada bazı yerlerin parladığı görülüyor. Rivayete göre oralarda altın tozu kullanılmış.

DSC_0946a

İkonada tanınmış bir simaya benzeyen resim.

DSC_0073 DSC_0047-TRABZON4

Kızkalesi (Rize). Tekrar yoldayız. Hedefte Çamlıhemşin yaylaları var.


DSC_0160a DSC_0194a

Çamlıhemşin’e vardıktan sonra konaklayacağımız otelin 4 km. geride kaldığını farkettik. Geri dönüp oteli bulduk. Otele eşyalarımızı bıraktıktan sonra Zilkale’ye hareket ettik. Daha yolun başında elimi arı soktu. Motoru kenara zor çektim. Yola devam etmeden önce eldivenlerimi taktım.

DSC_0483-1  DSC_0431a

DSC08194a DSC_0332a DSC_0411a

Zilkale’yi gezerken Çamlıhemşin’li Nazım Karaman’la tanıştım. Pokut yaylası hakkında bilgi almaya çalıştım. Yollarının çok kötü olduğunu söyledi. “Koçdüzü yaylasına gitmek isterseniz götürebilirim” dedi. Ertesi sabah kaldığımız otelden bizi alacak, Koçdüzü yaylasında gezdirdikten sonra akşam geri getirecekti. Akşam yemek yediğimiz lokantada tanıştığımız bir rehber “Koçdüzü yaylasında sisten burnunuzun ucunu göremezsiniz. Ben sizi Pokut yaylasına çıkarırım” dedi. Bir an kararsız kaldım. Fakat Koçdüzü yaylasına çıkma kararımızı değiştirmedim

DSC08206 DSC_0987  DSC08209 DSC_0002

DSC_0103

CSC_0113

Koçdüzü yaylasının yolları korkutacak kadar uçurumlarla doluymuş. Fakat sis nedeniyle bunların büyük bir kısmını göremedik. Yayla yolları kros motosikletle bile gidilebilecek gibi değildi. Bazı yerlerde derin çamurlar vardı. Koçdüzü yaylasına varınca Adalıgöl Pansiyon‘a gittik. Sahibi Yaşar bey samimi bir insan. Sabah kahvaltısı ve öğle yemeği oldukça güzeldi. Koçdüzü yaylasında yüzen adaların olduğu gölde balık tutmaya çalıştık. Gölde balıkların olduğu görülüyordu. Fakat oltamıza gelmeye niyetleri yoktu. Cennet cehennem tepesine tırmandık. Öğle yemeğinden sonra “balta” şeklinde kayanın olduğu tepeye tırmandık. Akşama doğru dönüş yoluna koyulduk. Fakat bir kilometre bile gitmeden çamura saplanmış bir kamyonun yolu kapattığını gördük. Kamyonun yerinden oynayamayacağı belli olduktan sonra kenarından geçelim derken biz de çamura saplandık. İki saate yakın off road mücadelesinden sonra başka bir araç tarafından çekilerek kurtarıldık. Çamlıhemşin’e otelimize döndüğümüzde akşam olmuştu.
Koçdüzü yaylası sis nedeniyle bize net görüntüler vermedi. Buraya Ağustos ayında gelseydik aşağıdaki videolarda görülen manzaraları görebilecektik. Özellikle ikinci tanıtım filminde görüntüler muhteşem.

Koçdüzü Yaylası Tanıtım-2

DSC_0254aDSC_0154a DSC_0180

Çamlıhemşin, Rize’nin birbirinden güzel yaylaları olan şirin bir ilçesi. Her yer çay bahçesi ile dolu. Çay insanların önemli bir geçim kaynağı. Çay üreticileri bu yıl kurak bir mevsim yaşandığını, ürün veriminin düştüğünü söylüyorlar. İnsanlar doğa konusunda oldukça duyarlı. HES’lere karşı gösterdikleri tepkiden bunu anlamak mümkün. Kültürüne sahip çıkma konusunda da duyarlılık gösteriyorlar. Her fırsat buldukları yerde horon kuruyorlar. Çok beğendiğim Hemşin horonunu en kısa zamanda öğrenmeye karar verdim. Gezi boyunca horon görüntüsü çekmeyi ihmal etmişim. Hemşin Horonu görüntüleri koyarak bu eksikliği gidermeye çalışayım. Sesini ve müziğini ilk defa duyduğum karadenizli sanatçı Selçuk Balcı‘yı çok beğendim. “Gizli Sebep” parçasını dinlemenizi öneririm.



DSC_0228 DSC_0308 ayder DSC_0248 ayder DSC_0384

Ertesi sabah Ayder yaylası yoluna koyulduk. Yollar asfalt olduğu için ulaşım kolay. Söylendiği gibi yapılaşma oldukça fazla. Fakat yine de güzel. Ayder’den sonra başka yaylalar da var. En uç noktada Büyük Deniz gölü var. Yolların oldukça bozuk olduğunu öğrenince gitmekten vazgeçtik. Günümüz fotoğraf çekmek ve yürümekle geçti. Dört mevsim Cafe’nin manzarası ve mısır unu helvası mükemmel.

DSC_0116 DSC_0179a DSC_0167 DSC_0201

Gezimizin son durağı Batum. Gümrükten kimlikle geçiş yapılabiliyor. Motosikletle geçiş çok kolay.

DSC_0234DSC_0237a

Dönüş yolunda hedef Trabzon. Eşim Trabzon’dan Uçakla dönecek. Yolda yağmur çiselemeye başladı. Yağmurlukları giyip yola devam ettik. Gece Trabzon’da konakladık.

DSC_0283

Trabzon’da eşimle sabah kahvaltısı yaptıktan sonra yola çıkmaya hazırım. Eşim “yorulduğun zaman bir otele git dinlen” diyor. Ben “gece bir yerde kalırım” diyorum. Fakat konaklama yapmaya hiç niyetim yok. Canım biraz macera istiyor. Önümdeki bin kilometreyi aşkın yol harika bir serüven olacak.

DSC08233

Öğle yemeğini Fatsa Pidecisinde yiyorum. Fena değil. Fakat bir Ordu-Boztepe pidesi değil. Pide yarışmasında Boztepe pidesi açık ara birinci. İkinci sırayı Hopa pidesi alır.

DSC08235

Osmancık yakınlarında ilerlerken birden dizimde kuvvetli bir sancı duyuyorum. Çizgi filmlerdeki gibi gökyüzüne uçmak istiyorum. Arı soktuğunu anlıyorum. Acıya katlanarak motoru kenara çekiyorum. Dizliklerimi çıkarmış olmasaydım bu durum olmayacaktı. Arı kıyafetimin üzerinden ısırmış. 10-15 dakika içinde acısı hafifliyor. Dizliklerimi takıp yola devam ediyorum. Güneş  batarken çok güzel manzaralar oluşuyor. Hava kararıyor.  Motosikletle gece seyahat etmek daha zevkli diye düşünüyorum. Tek sıkıntım kürek kemiklerim civarında oluşan ağrı. Gidonu daha yumuşak tutmaya çalışıyorum. Ağrı fazlalaşınca masaj koltuğu imdada yetişiyor. Bolu’ya vardığımda gece yarısı olmak üzere. Artık düz bir hat üzerinde ilerleyemediğimi, yolda gezdiğimi fark ediyorum. “Biraz mola versem düzelip yola devam ederim” diye düşünüyorum. Biraz tereddütten sonra kararımı veriyorum. 822 km. sonra artık dinlenmeye ihtiyacım var. Gece Bolu’da konaklıyorum.

dsc08236-e1375174325733

İyi bir uyku ve kahvaltıdan sonra yola devam etmeye hazırım.

DSC08237

Son mola.

DSC08238

Eve vardım. Kilometre sayacı 3220km. yol yaptığımı gösteriyor. İyi bir artçı olduğu için eşim, kaza yapmadığım için ben ve sorun çıkarmadığı için motosikletim iyi bir sınav verdik.

x-city

 Yamaha Kardeşler Motosiklet‘e gidip X-CITY250’min periyodik bakımı yaptırdım. Motosikletim de ben de yeni gezilere hazırız…
About these ads
Categories: Gezi | Tags: , , | 14 Yorum

Post navigation

14 thoughts on “İstanbul-Doğu Karadeniz Motosiklet Günlüğü (3220 Km)

  1. Namık Eltetik

    Tebrikler,seyahatlerinizin devamını dilerim.

  2. Gokhan ISLER

    harika bir gezi.. ve fotograflarla destek

    emeğinize sağlık..

  3. Geziniz mükemmel olmuş. Teşekkür ederim paylaştığınız için size bir kaç sorum olacak :) ortalama hızınız nediir ? ayrıca kaç saatte bir mola yaptınız ? rampalarda hızınız vs.

  4. Ergun Gözet

    Tebrikler, bana da ilham verdiniz.Yüklü ve artçılı X City beni de düşündürüyordu ama anlattıklarınızdan sonra kafamdaki tereddütler yok oldu.Ayrıca fotoğraflarınız için de bir tebrik gerekir.X City reklamında kullanılabilir çoğu…
    Ergun GÖZET

  5. Sabih Tüzem

    Tebrik ederim, çok güzel bir macera olmuş…

  6. huseyin

    ne diyebilirim mükemmel bir gezi olmuş.senaryo, jenerik ,müzik, hepsi bir harika tebrik ederim.iki saattir blogdayım .işim var bırakamadım bir türlü o kadar yani harika… huseyin demir

  7. mehmet bıçakçıoğlu

    İmrenmemek elde değil her motor sürücüsünün hayali bir gezi fotoğraflar çok güzel tebrikler

  8. remzi

    valla harika olmuş iki kere okudum yazılanları. harika anlatım. dikkatimi çeken şey arılar da sizi baya sevmiş yol boyunca :) kazasız sürüşler dilerim.

  9. Harun

    Bu zor yolculuk için öncelikle tebrik ederim.
    Fotolar başarılı olmuş gerçekten.
    Bir sonraki yolculuk için rotanızı merak ettim.
    Harun KÖKSAL.

    Cevap : Bu yıl bu kadar. 2014 için Ağustos ayını düşünüyorum. Rota belli değil.

  10. nazım

    Özdilek bey yanıtınız için teşekkürler,

    gönlünüzde ki daha farklı güzergahlar için keyfli sürüşler

    nazım

  11. engin

    teşekkürler hocam, harika bir yazı olmuş,
    biraz da rakamlardan ve performanstan bahsedebilir misiniz.
    Ortalama yakıt tüketimi, ortalama hız, max hız, rampalardaki performans vb

    saygılar
    engin

    Cevap : Yakıt tüketimini ölçmedim. 3.5 LT/100km civarındadır herhalde. X-CITY’nin rampa tırmanması çok güzel. 90km/h üzeri hızlarda artçım rüzgardan rahatsız olduğu için normal hızlarda seyrettim.

  12. nejat

    Harika bir gezi olmuş tebrikler.. Okumaya doyamadım..

  13. laz

    harika bir gezi olmuş. tebrikler. umarım daha güzellerini de yaparsınız.

  14. umute13

    müthiş bir günlük olmuş, resimler efsane ötesi, xcity harika bir maxiscooter, tebrikler…

    Umut Çakmak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com’da ücretsiz bir web sitesi veya blog oluşturun. The Adventure Journal Theme.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: