Gazetelerde yer alan bir haber gözüme takıldı. Haber kısaca şöyleydi; 12. Dünya Yüzme Şampiyonası’da finallere kalamayan Ukraynalı bir yüzücü koçluğunu yapan babası tarafından havuzun kenarında tekme tokat dövülmüştü. Düşünmeden edemedim, acaba benzer davranışlar bizde de oluyor mu diye. Dayak sık rastlanılan bir olay değil. Ama sporcu çocukları motive etmek adına sık sık yanlış tutumlar sergileniyor. Spor yaptığım yılları hatırladım. Antrenörümüz her maçtan önce soyunma odasında gözyaşı döker bizi etkilemeye çalışırdı. Sağlıklı bir yaklaşım olmasa da en azından şiddet içermiyordu.
Müsabaka öncesi dönemde sporculara “yenilirseniz buraya gelmeyin” benzeri ifadeler sıkça kullanılmaktadır. Oysa kazanmak zorunda olduğu aksi takdirde dışlanacağı empoze edilen sporcunun başarıya ulaşması zorlaşacaktır. Başarının psikolojik önkoşullarını bilmeden bu konuda doğru tutum takınmak olanaksızdır. Sporda kazanmak, galip gelmek ya da yenilmemek olarak düşünülmemelidir. Sadece sonucu düşünmek ve ne olursa olsun galip gelmeye çalışmak sporcunun doğru düşünmesini ve doğru davranmasını engeller.Sporcu, başarıyı sağlayacak olanın yalnızca kendisi olduğunu düşünmelidir. Sahip olduğu becerileri baskı altında kalmadan sergilediğinde seyirci, rakip, hakem ya da diğer etkenlere rağmen başarıya ulaşacağını bilmelidir. Bu güvenle sahaya çıkan sporcu her şeyin kendi kontrolünde olduğuna inandığı için ne gerekiyorsa yapacaktır. Kazanmak zorunda olduğu aksi takdirde dışlanacağı empoze edilen sporcu kolaylıkla panik haline sürüklenecektir. Panik halinde hareket eden, telaşlı ve sinirli davranışlar sergileyen, hakeme, takım arkadaşlarına öfkelenen bir sporcunun beyni, o gün kötü bir günde olduğunu, her şeyin ters gittiğini, bu kadar şansız bir günde kazanmanın mucize olacağını düşünmeye başlar. Düşüncesinde yenilgiyi kabullenen, kazanacağı konusunda şüpheleri olan sporcu, asla kazanamaz. Kaybeden sporcu suçluluk duygusu ve altında ezilir. Çocuklarımıza sporu sevdirmek ve onların sağlıklı psikolojik gelişimini sağlamak için davranışlarımızı gözden geçirmeli, kazanmak adına yaptığımız hatalardan uzaklaşmalıyız. Öte yandan yenilenle alay etmek, kazanana övgüler düzmek yaygın olduğu kadar sağlıksız bir davranış biçimidir. Kazandığında olgun davranabilen, eksikliklerini analiz etmekten geri durmayan bir yaklaşım başarıyı kalıcı kılar.
Atatürk’ün sporla ilgili sözlerini hatırlatmakta yarar görüyorum ; “Türk sosyal bünyesinde spor hareketlerini düzenlemekle görevli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yükseltmeyi düşünürken, sadece gösteriş için, herhangi bir yarışmada, kazanmak emeliyle, bir spor çizmezler. Esas olan, her yaştaki Türkler için beden eğitimi sağlamaktadır.” Atatürk her alanda olduğu gibi sporda da bilim yolundan ayrılmamayı tavsiye ederken, sporun önemi üzerinde de durmuş ve ona yeni bir benlik kazandırmıştır. Çocuklarımızı spordan soğutmamak için, spor alanlarında şiddet değil uygarlık örnekleri görebilmek için kazanmak kadar önemli olanın sportmence mücadele etmek, kazanmak içinse yılmadan çalışmak, çalışmak ve çalışmak gerektiğini unutmamalıyız.