İlk Motosikletim Mobylette

İlk sahibi olduğum motosiklet(daha doğrusu motorlu bisiklet) Mobylette Flash 51VK idi. Bu motoru 30 Temmuz 1991 tarihinde o zamanın  parası ile 3.750.000 TL ye almıştım. Plaka masrafları ile 4.000.000 TL’yi geçmişti. Babam motosiklet alma fikrime karşı  çıksada borç senetlerime kefil olmayı kabul etmişti. Motosikleti İstanbul’da aldığım için Yerköy’e kargo ile göndermiştim. Okula ve  antrenmanlara gidip gelme konusunda kolaylık sağladığı gibi  gezmek, hava almak içinde epey işe yarıyordu.
En çok gittiğim yer Çiçekdağı(Kırşehir) Çamlık tepesiydi. İki kişi gittiğimiz zaman yokuş çıkarken motorun gücü yetmiyordu. Bazen  pedal desteği yapıyor, bazen de artçımı indirip motorun biraz toparlanmasını sağlıyordum. Dönüşte ise yokuş aşağı iniş oldukça zevkli oluyordu. Yakın bölgede rakımı en yüksek yer olduğu için yaklaşık 15-20 kilometre ilerisi izlenebiliyordu. Bir kaç kilometre ilerideki  Çiçekdağı’nı, Çiçekdağı’na 7 km. mesafedeki Yerköy’ü ve Yerköy’ün kuzeyindeki yükseltileri çeşitli düşünceler içerisinde seyrederken  dalıp gidiyordum. Yerköy’deki yaşantım oldukça sakindi. Okul, oyuncusu olduğum Yerköy Eğitimspor’un antrenmanları ve maçları dışında boş zamanlarım sıkıcı geçiyordu. Mobylette gezileri boş zamanlarımı renklendiriyordu. Kırşehir’e gitmeyi  düşünüyordum. Fakat 70 km. mesafede olduğu için küçük bir motorla bu geziyi  yapmaya cesaret edemiyordum. Yakın bölgede en sevdiğim yer Çiçekdağı idi. Yerköy’de dana eti bulmak oldukça  zordu. Koyun-kuzu eti varken dana etinin adı bile geçmiyordu. Çiçekdağı’nda ise dana eti her zaman vardı. Bunun için et almaya  Yerköy’den Çiçekdağına gidiyordum. Yerköy Yozgat’a, Çiçekdağı ise Kırşehir’e bağlıydı. Bu durumda dana eti almak için başka bir İle gitmiş oluyordum. Motorla gezmek için iyi bir mazeretim vardı. Yerköy’deki kasaplar ise ağzının tadını bilmeyen biri olduğumu söylüyorlardı. Et almak için Çiçekdağı’na gittiğimde yakın civarı gezmeyi ihmal etmiyordum. Arada bir köpeklerin peşime düştüğü oluyordu.
Çiçekdağı’nda…
Yerköy’e 70 km mesafedeki Kırşehir’e  gitme  konusu hep aklımdaydı.  Fakat 1991 yılında bunu gerçekleştirememiştim.  1992 yılı  mart ayı sonlarına doğru Kırşehir’e yola çıkma cesareti buldum. Cumartesi günüydü. Hiç bir işim yoktu ve canım sıkılıyordu. Kırşehir’e Mobylette ile gitmeye karar verdim. Kask, Mont gibi özel ekipmanlarım olmaksızın yola koyuldum. Yanımda hiç bir ekipman yoktu. Lastik patlasa yolda kalacaktım. Zaman zaman tarlalardan çıkıp kovalayan köpeklere karşı gaz açmaktan başka bir çare yoktu. Fakat mobylette ile gaz açsam bile köpeklerden kaçamama tehlikesi vardı. Çünkü düz yolda son hızı 60 km/h idi. Üzerimde deri  ceket, kot pantolon vardı. Mevsim henüz ısınmadığı için yün eldivenlerimi yanıma almıştım. Kırşehire 10 km. kala hava birden soğumuştu. Soğuğa  dayanamayınca geriye dönmüştüm. Dönüş yolunda önce yağmur, 15 km boyunca da kar yağışı altında yol almam gerekmişti. Eve vardığımda artık vücudum uyuşmuştu. Kırşehir’e 10 km kala geri dönme kararı  almama neden olan şey kar yağacağı izlenimi veren ani bir ısı düşüşü ve bulutların görünümü idi. Geri dönüş yoluna koyulmuştum. Soğuk hava dalgasının peşimden geldiğini hissediyordum. 1-2 km ileride sağanak yağmur yağdığını  görünce yağışın  geçmesi için durup bekledim.  Her an bir yerlerden çıkabilecek köpek ve kar yağışına yakalanma korkusu nedeniyle fazla bekleyemedim. Tekrar yola devam ettiğimde sağanak yağışın yolu ıslatmış olduğunu görüp “iyi ki yağışın geçmesini bekledim” diye düşündüm. Fakat Yerköy’e 25-30 km. kala yağmura yakalanmaktan kurtulamadım.  İç  çamaşırlarıma kadar ıslanmama rağmen  yola devam ediyordum. Yağmur artık kar yağışına dönüşmüştü. Karla kaplı yün eldivenim ıslak olduğu için ellerimi korumak bir yana daha da üşütüyordu. Issız yol üzerinde durup sığınacak bir yer yoktu. Ellerim, yüzüm ve zihnim uyuşmuş bir şekilde yol almayı sürdürüyordum. Çamlıktepe’den Çiçekdağı’na inen bayırda gidonu ve kendimi bırakmam an meselesiydi. Önümü görmeyi zorlaştıran kar yağışı altında 7km. daha yola devam ettim. Yerköy’de evin kapısından girdiğimde vücudum uyuşmuş haldeydi. Battaniyeyi üzerime çektiğimde, dünyada sıcak bir yatak ve battaniyeden daha güzel hiç bir şey olamayacağını düşünüyordum.Uzun bir uykudan sonra vücudumdaki uyuşmalardan kurtulmuştum. Fakat hala üşüyordum. Hayatımın en zor gezisini yapmıştım. Fakat Mobylette ile Kırşehir’e gitmekten vazgeçmeyecektim.
Nisan 1992’de Yerköy-Kırşehir gezisini tekrar denemiştim. Bu sefer tamamlamayı başarmıştım. Kırşehir’e vardığımda bir kebapçıya girerek yemek yemiştim. Şehri pek ilginç bulmamıştım. Kırşehir’de yarım saat geçirdikten sonra dönüş yoluna koyulmuştum. Karanlığa kalmamam gerekiyordu. Çünkü, Mobylette’nin farı mum ışığından farksızdı.Herhangi bir sorun yaşamadan Yerköy’e dönmüştüm. Kullandığım mobylette ise 140 km tutan bu gezide en küçük bir problem çıkarmamıştı.
1992 Eylül ayında Yerköy’den ayrılırken Mobylette’i satmıştım.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s