Suzuki DR350 ile Fethiye Yaylaları

26 Temmuz 2009 Pazar akşamı eşim, oğlum ve eşimin yeğeni ile İstanbul’dan tatil yoluna koyulduk. Rotamız Fethiye Hisarönü idi. İstanbul’dan Fethiye’ye yolculuğumuz toplam 15,5 saat sürmüştü. Yorgunluk ve uyku nedeniyle sık sık mola vermek zorunda kaldım. Yolun son saatleri ise bitmek bilmedi. Sonunda sağ salim Fethiye Hisarönü’ne ulaştık. Motosiklet kiralayıp gezmek için Hisarönü’ndeki Freedom isimli firmaya gittim. Firma sahibi Erol beyle tanışmamız pek iyi olmadı. Kiralamayı düşündüğüm DR350 ile KLR650’nin zincirlerini gevşek görünce “motorlarınız bakımsız” dedim. Oda “motora yük binince o zincir gerilir. Bunu bilmiyorsan motorcu değilsin” dedi. Böylece karşılıklı birbirimize gıcık olduk. Motoru alacağım 31 Temmuz Cuma günü tekrar gittim. Yine “dakika bir gol bir” durumu oldu. “Asfalta çıkınca 120’yi rahat göreceğim bir motor ver” dedim. Erol bey “ben sana motor vermem” dedi. Daha sonra söyledikleri ile beni gerçekten utandırdı. Sonunda “Yasal hız sınırına uyacağıma söz veriyorum. Yine de motor vermezsen haklısın” dedim. “Bu yüzden buralarda Türklere motor vermek istemezler” dedi. “Haklısın abi” dedim. DR350’ye binince ayak uçlarımla ancak yere basabildiğim için daha yüksek olan KLR650’den vazgeçtim. Erol bey beni kırmayarak zincir germe işini yaptırdı.

Suzuki DR350’nin günlük kirası 55TL idi. Kawasaki KLR650 ise 70 TL idi. DR350’de ayak uçlarım ancak yere deyiyordu. Daha yüksek olan KLR650 yerine DR350’yi kiralamayı tercih ettim.
Kiraladığım Suzuki DR350 yıpranmış bir görünümde idi. Kullanınca kaliteli bir motor olduğu izlenimini verdi. Yüksekliği nedeniyle otomobillerin tavanını rahatlıkla görebiliyordum. Yokuşları keçi gibi tırmanması ve çukurlarda yaylanmasına bayıldım.

Motoru alıp önce Fethiye’ye gittim. Sonra Hisarönü’ndeki otele uğradım. Kamerayı yanıma almak istemedim. Gezi boyunca fotoğrafları cep  telefonu ile çekmeye karar verdim. Fethiye Hisarönü-Saklıkent-Tlos-Yakapark ve Fethiye yaylaları gezisine başladım;

Hisarönü’nde insanlar motora adeta don gömlek biniyor. Ben kask taktım. İnce de olsa mont giydim ve yola düştüm.

Hisarönü-Fethiye arası.
Fethiye-Saklıkent arası
Fethiye-Saklıkent arası

 

Fethiye-Saklıkent arası

 

Fethiye-Saklıkent yolunun yaklaşık 10. kilometresinde Mehmet Adıgüzel’in işlettiği Beşkavak Restaurant’ta mola verdim. Mehmet bey’in önerdiği nefis ayrandan içtim. Biraz dinlendim. Bu yol üzerindeki restaurant’larda nefis saç kavurma yaptıklarını da eklemeliyim. Mehmet bey Burdur yoluna girip Seki’den ayrılarak Ören’i gezmemi önerdi. Ama gezi programımı daha önce yaptığım için bu rota daha sonraya kaldı.

 

Suzuki DR350’nin kullanımı çok kolay. 125cc. motosikletlerden daha ağır gelmedi bana. Hafif ve yüksek olmasına rağmen sert rüzgarda bile dengeli gidebiliyor. Çok kıvrak, yumuşak amortisörlerine rağmen yol tutuşu çok iyi. Yokuş tırmanırken güçlü olduğunu belli eden motoru ile kendini kullanıcısına beğendiren bir motosiklet. Eğer kros kullanıcısı olsaydım bu motoru satın almak isterdim.

 

Saklıkent kanyonunun girişinden çıkan su bir anda dere oluşturuyor. Son derece soğuk olan bu suda yürümek bile zor. Buraya her geldiğimde dondurucu suya yatarım. Bir gün önce eşim ve çocuklarla geldiğimde bu soğuk suya yatmıştım. Şimdi ise suya yatma işini es geçiyorum.

 

Tlos Yolu

Tlos kenti Xanthos, Pınara, Krafos ve Tlos kardeşlerden Tlos adına kurulmuş, zamanla Likyalıların altı önemli kentinden birisi haline gelmiş.Likya Bölgesinin en eski yerleşim alanlarından birisi. Tlos da pek çok efsanelerde var olan kahramanlık hikayeleri Kaya mezarlarına oyulan kabartamalarla anlatılmış.

Antik Tiyatro

 

Tlos’un hemen arkasında yüksek dağlar yeralıyor. Her geldiğimde bu yerleri görmek istemiştim. Şimdi ise demir atımla gezmek istiyorum.

Tlos-Yakapark arası. Yakapark güzel tabiatı ve restoranlarıyla ilgi çeken bir yer. Balık sevmediğim halde burada balık yedim.

Yakapark’ı geçtikten bir süre sonra toprak yol başlıyor.(daha doğrusu kaya ve toprak yol. Genellikle motosikletle giderken cep telefonu ile resim çektiğimden bozuk yol kesimlerinde fotoğraf çekemedim.)

Tırmandığım dik yokuşlar Suzuki DR350’nin hafifliği ve mükemmel tırmanışı ile zevkli hale geldi.

Güzergahım manzara bakımından oldukça zengindi. Yol buyunca köy, daha doğrusu köycükler var.

Bu ıssız yollarda yalnız olmanın da etkisiyle insan bir süre sonra olumsuz düşünmeye başlıyor. “Lastik patlarsa”, “Motor bozulursa” v.b. gibi düşünceler insanı rahatsız ediyor. Toprak yolun sarsıntısı da bir süre sonra insanı yormaya başlıyor. Dönmeye karar vererek yola koyuldum. Dönüşte iki kere kayboldum. Aslında bu tür sürüşleri yalnız yapmamak, hatta bölgeyi bilen biriyle yapmak daha güzel olurdu. Ama yabancı olduğum için böyle bir imkanım olmadı.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s