İstanbul-Göcek Motosiklet Günlüğü(1644km.)

 

2011 yılı benim için yorucu bir yıl olmuştu. İyi bir tatil nasıl olur diye düşünürken motosikletle tatile çıkmaya karar verdim. Motosikletle tek başına seyahat tehlikeli. Fakat, benimle gelebilecek yol arkadaşı yoktu. Geziye tek başıma çıkmaya karar verdim. Yalnız yada grup sürüşü. Önemli olan motosikletle yollarda olmaktı. Tatil rotasını 3 etap olarak planladım. Her etap sonunda bir kaç gün konaklama yapacaktım. Ege’den Akdeniz kıyılarına kadar uzanan ve 1000 km. yi aşan bir rota belirledim.

İstanbul’dan Feribotla Bandırma.

Bandırma-Güzelçamlı. Güzelçamlı’da bir kaçgün konaklama.

Güzelçamlı-Göcek. Göcek’te bir kaçgün konaklama. .

Göcek-Antalya-Kemer. Olimpos’ta bir kaç gün konaklama. .

Olimpos-Göcek. Ve geldiğim yol üzerinden dönüş…

Yola yeni aldığım Honda CBF150 ile çıkacaktım. Aslında şehir içi kullanım için tasarlanmış hava soğutmalı 150cc hacminde 12 beygir motoru olan küçük bir motosikletti. Fakat uzun yolları aşmak için motosiklet değil sürücü önemliydi. Her
100 kilometre sonunda mola vermek yeterliydi. Mesafe ve zaman olarak kısa sayılmayacak tatil rotasında daha başlamadan değişiklik yapmak zorunda kaldım. Çünkü birinci etap sonunda konaklamayı düşündüğüm Güzelçamlı Art Hotel‘de yer yoktu. Güzelçamlı’da konaklamak yerine Kuşadası’nda bir gece kalıp yoluma devam etmeye karar verdim. Yenikapı’dan bineceğim Feribot 4 Temmuz Pazartesi sabahı 7:00′de kalkacaktı. Telefonumun alarmını 05:30′a kurup erkenden yattım. Doğru dürüst uyuyamadım. Sabah zamanında kalkamadım. Telefonun alarmını duymadım. Ya da hiç çalmadı. Eşim uyandırmasaydı feribotu kaçıracaktım. Aceleyle kalkıp hazırlandım. Aslında feribota kadar olan yolun video kaydını yapmayı planlamıştım. Bunun için motosikletin yan çantasına kamera bağlantısı hazırlıklarını yapmıştım. Fakat, bunların hiçbirini yapamadım. Hızlı bir sürüşle Yenikapı’ya vardım. Feribota motosikletleri en son aldılar. Benden başka bir motosikletli daha vardı. Bu motosiklete hayranlıkla bakakalmıştım. (Yamaha FJR 1300).

DSC04129 DSC04130
Feribotun Bandırma’ya varmasını sabırsızlıkla bekledim.

 

DSC04136 DSC04135
Bandırma’da feribot’tan inip motorumu hazırladım. Yan çanta üzerine kamera montajını yaptım. Anahtarlıktaki şekil ruh halimi yansıtıyor.


Bandırma-Susurluk arası.Yeni olan motorumu zorlamamak için  80-90 km/h hızla ilerledim.

DSC04141a

Akhisar yakınlarında bir benzinlikte yemek molası.
Akhisar’dan sonra motosiklet zaman zaman benzin bitmiş gibi yığılma yapmaya başlamıştı. Bu durumun pek çok sebebi olabilirdi. Havanın sıcaklığı epey artmıştı. Motor hararet yapmış olabilirdi. İçimi yolda kalma
korkusu sarınca sürüşün keyfi kalmamıştı. Üstelik motoru zorlayacak en
küçük bir şey yapmamışken CBF150′nin böyle oyunbozanlık yapması beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Akhisar’dan sonra kuvvetli rüzgar adeta motoru tekmeliyordu. Yüklü arka çanta ve yan çantalar ağırlık merkezini arkaya çektiği için motosikleti kontrol etmek zorlaşmıştı.
IMGA0144 IMGA0143
DSC04162 DSC04161
Kuşadası’nda bulduğum ilk otele yerleştim. Hotel Kuşadası İnn . Oda kahvaltı 35TL Odada klima da var. Otelde gece kalıp sabah yola devam edeceğim. Otelin önündeki kaldırıma motoru park ettim. Motoru aydınlatma demirine zincirledim. Otel görevlisi “O demir pek sağlam değil. Ona güvenme. Biz bakarız. Merak etme abi” dedi. İçim pek rahat etmedi. Ama yapacak bir şey yoktu.  Odaya yerleştim. Biraz dinlenip otelin havuzuna indim. Akşama doğru Kuşadası’nda yürüyüşe çıktım.
DSC04144 DSC04151
DSC04159 DSC04149
Otelden Kuşadası sahiline kadar yürüyüş. Sahilde gezinti, fotoğraf çekimi ve akşam yemeği sonunda otele döndüm. Ertesi sabah saat 07:00 de kalktım. Sabah sessizliğinde Kuşadası daha güzeldi. Otelde sabah kahvaltısının 09:00-10:00 arası olduğunu öğrenince kahvaltıyı yolda yapmaya karar verdim. Kahvaltı için beklersem sıcak havada yol almak zorunda kalacaktım. Yola çıkmak için geç bile kalmıştım. “Sabah 04:00′de yola çıkmak daha iyi olurdu” diye düşündüm.
DSC04165 DSC04163
Rotam Söke-Aydın-Yatağan-Muğla-Göcek idi. Motosikletin zaman zaman tekleme yapması can sıkıcı olsa da yola devam etmeme engel değildi.
Kuşadası-Söke yolu üzerinde Çakır’ın yerinde mola verdim.
DSC04168 DSC04169
Çakır’ın yeri köy kahvaltısı veren şirin bir mekan. Mekanın sahibi  gerçekten de çakır gözlü bir adam. Hoş sohbet bir kişi. Genellikle yemek yerken fotoğraf çekmeyi gereksiz bulurum. Yada unuturum. Burada da gözlemenin bir dilimini yedikten sonra fotoğraf çekmek aklıma geldi. Kahvaltı güzeldi. Domates ve biberin kokusu, lezzeti çok güzeldi.
DSC04174 DSC04173
Motosiklet yolda kalmamıştı. Fakat teklemenin verdiği tedirginlikle yavaş sürüş, havanın sıcaklığı nedeniyle epey hırpalanmıştım. Rotama daha yakın olması nedeniyle Fethiye Honda servisine gitmeye karar vermiştim. Kürek kemiği yakınındaki kaslarımda batıcı bir ağrı vardı. Bu ağrı Bandırma-Kuşadası arasındaki yolda da rahatsız etmişti. Gaz kolunu çevirdiğim sağ el bileğim de ağrımaya başlamıştı. Bunlar yola devam etmemi engellemiyordu. Fethiye’ye vardığımda hemen Honda servisine gittim. Tekleme sorununu anlatıp periyodik bakım yapılmasını istedim. Yapılan tetkiklerden sonra “Herhangi bir problem yok” dendi. Servis yetkilisi “Motorun sesi, çalışması ve gidişi gayet güzel” dedi. Normalde bu ustayla münakaşa ederdim. Ama yorgunluktan “Periyodik bakımını yapalım o zaman” diyebildim. Serviste otururken Kerim adında bir kişiyle tanıştım. Motosikletinin bakımdan çıkmasını bekliyordu. Göcek’e gittiğimi öğrenince bana “Pınar Pansiyon’da kalmanı tavsiye ederim. Tekne gezilerine de “Akdeniz F” isimli tekneyle git.” dedi. Pınar Pansiyon’a telefon edip kalacak yerleri olduğunu öğrendim. Bakımdan sonra Göcek’e yola devam ettim. Göcek’te Pınar Pansiyon’u kolaylıkla buldum. Motosikleti odamdan göreceğim şekilde park ettikten sonra odaya yerleşip biraz dinlendim. Daha sonra sahile inip “Akdeniz F” isimli tekneyi aradım. Fakat, tekne çoktan tura çıkmıştı. Gezi  tekneleri sabah 10:30′da hareket ediyorlardı. Göcek’teki ilk günümde tekne gezisine katılamadım.

 

DSC04178 DSC04182
Ertesi sabah tekne gezisine katılmak için limana indim. “Akdeniz F” teknesini kolaylıkla buldum. Yolcuları kaptan Necdet beyin eşi Gülay hanım karşılıyordu. İlk bakışta zarif ve kibar bir insan olduğunu anlamak
mümkündü. Tekneye binen yolcuları karşılayıp yerlerini gösteriyordu.
Tekneye kadın eli değmişti. Tertemizdi. “Kerim beyin tavsiyesine
uymakla iyi yapmışım.” diye düşündüm. Bir gün sonrası için de aynı
tekneyle gezi rezervasyonumu yaptırdım. Göcek’te tekne gezisine
katılacaklara tereddütsüz “Akdeniz F” teknesini öneririm.
  
DSC04190 DSC04194
Necdet kaptan diğer tekne kaptanlarından farklı olarak koylara belirli bir
sıra ile uğramıyor. Beğenmediği koya demir atmıyor.
DSC04183 DSC04187
Göcek’te kaldığım üç günün ikisini tekne gezisi ile geçirdim. Deniz  önceki senelere göre biraz serin de olsa çok güzeldi. Önceki senelerde
kirlilik nedeniyle denize girmediğim koy olmuştu.
DSC04227 DSC04225
DSC04223 DSC04220
DSC04240 Yılan Balığı
Gözlükle balıkları takip etmeyi seviyordum. Küçük balıkların peşinde dolaşanyılana benzer bir balık dikkatimi çekmişti. Anladığım kadarıyla küçük balıkları avlamaya çalışıyordu. Bu konuda pek de başarılı olamıyordu. İzlemek için bu balığın peşine takıldım. Bir süre sonra balık sürüsünün peşini bıraktı. Bana doğru dönüp donmuş gibi hareketsiz beklemeye başladı. Bende aynısını yaptım. Fakat bir saldırı hazırlığı olabileceğini düşünüp oradan uzaklaşmayı tercih ettim.
DSC04202 DSC04206
Motosikletin çıkardığı sorunlar, sırtım ve sağ bileğimin ağrısını göz önüne alarak 3. etabı yapmaktan vazgeçtim. (Göcek-Antalya-Kemer-Olimpos ). Göcek’teki son gecemde pansiyon görevlisinden sabah beni 06:00′da uyandırmasını istedim. Sabah 06:00′da kalkıp yola çıktım. Yola erken çıkmakla sıcak havada alacağım yolu biraz azaltmak istemiştim. Bu sayede akdenizin başka bir güzeliğine de tanık oldum. Bu saatlerde harika bir serinlik vardı. Hatta rüzgarın etkisi ile üşüdüm bile. Yakıcı güneşin kavurduğu bu yerlerde serin rüzgarlarla üşümek harikaydı.
DSC04244 DSC04258
DSC04249 DSC04247
Gökova körfezindeki tırmanıştan sonra sabah kahvaltısı için mola verdim. Kahvaltı oldukça güzeldi.
DSC04253 DSC04263 DSC04250
Hedefim Güzelçamlı’ya varmak.
DSC04270 DSC04280
Ağaçlı köyü-Davutlar üzerinden Güzelçamlı’ya ilerlemiştim. Bu yolu daha önce görmemiştim. Bol orman manzarası olan harika bir yol.
DSC04490 DSC04487
DSC04489
Güzelçamlı’ya varınca önce otel aradım.Doridaş Hotel’de kalmaya karar verdim. Odaya yerleştikten sonra Dilek Yarımadası Milli Parkına gittim.
DSC04289 DSC04287
DSC04286 Milli parkın 11 Km.lik bölümü ziyaretçilere açık. 11 km. sonunda Jandarma
bariyeri var. Burada kaldığım üç gün boyunca birinci gün Aydınlık Koyu,
İkinci gün Karasu Koyu, üçüncü gün Kavaklıburun Koyuna gittim. Dilek
yarımadasındaki koylar bana göre dünyanın en güzel koyları. Deniz ve doğa olağanüstü.



2011-07-09 10.10.52

Güzelçamlı’da kaldığım üç gün içinde motosikletimi servise götürerek baktırdım. Kuşadası Honda servisine giderken arıza ortaya çıksın diye tam gaz gittim. Motor hiç teklemedi. Bu arada Güzelçamlı-Kuşadası yolunun motosiklet sürüşü için oldukça zevkli bir yol olduğunu söylemeliyim. Kuşadası Honda servisinde motor ciddi bir kontrolden geçirildi. Motosikletin genel bakımı yapıldı. Murat usta “Bu problemle yeni CBF150 lerin bir kısmında karşılaşıyoruz. Sorunu çözme konusunda söz
veremiyorum” dedi. 2 saate yakın süren bakım ve inceleme sonrası ücret
istememelerine şaşırdım. Teşekkür ederek ayrıldım. Güzelçamlı’ya kadar
sürekli tam gaz kullandım. Motosiklet tekleme yapmadı.
DSC04324 DSC04333
DSC04381 DSC04314
Milli Parkın içindeki yol motosiklet ve bisiklet gezisi için ideal güzellikte. Park sınırları içinde sollama yapmak yasak. Ben tam da jandarma kontrolü olan yerde şerit değiştirdiğim için durdurup evrak kontrolü ve nasihate tabi tutuldum.
DSC04386 DSC04368
DSC04382 DSC04400
DSC04398 DSC04438
İçmeler koyu dışındaki koylar birbirine benziyor. Zemin taşlık. Deniz birden derinleşiyor. İçmeler koyunda kumsal var. Denizi sığ ve en kalabalık koy. Ben diğer koylarda denize girmeyi tercih ettim. En uzak koy olan Karasu koyunda biraz akıntı vardı. Aydınlık koyuna indiğimde sahile
inmiş domuzları gördüm. Ve ilk gün burada denize girmeye karar verdim.
Burada domuzlar insanların arasında rahat bir şekilde dolaşıyordu. Akşama doğru restorandan yarım ekmek alıp domuz yavrularına vermek
istedim. Bir anda çalılığın arasından bir sürü domuz koşuştu. Herhalde
çok acıkmışlardı. Ekmek parçalarını bulunduğum yerden uzağa atarak uzak durmalarını sağladım. Onlara verecek ekmeğin bittiğini domuzlar
anlamayınca selameti kaçmakta buldum. Ben önde domuzlar arkada koşuyorduk. Kaçtığımı herkese göstermek ister gibi arkamdan bağırarak gelmelerine epey içerledim. 🙂
DSC04500 DSC04498
Güzelçamlı’da üçüncü gecemde eşyalarımı topladım. Çantalarımı hazırlayıp erkenden yattım. Sabah Bandırma’ya yolculuk var. Resepsiyondan sabah 04:00′de uyandırılmamı istedim. Sabaha karşı odamın telefonu çalınca hızlı bir şekilde hazırlanıp aşağıya indim. Oteli işleten kişi(Hollanda’lı sanıyorum) ağır yan çantalarımı motosiklete kadar taşıdı. Pek düzgün olmayan türkçesiyle iyi yolculuklar diledi. Sabahın 04:00′ünde böyle bir jesti beklemiyordum.
DSC04515 2011-07-11 04.49.00
DSC04516
04:15′te Güzelçamlı-Kuşadası arasındaki yolda ilerlemeye başladım. Hava serin. Montum olmasına rağmen üşüyorum. Motorda herhangi bir sorun yok. Benzinciye girip depoyu fulledim. Motorun farı yetersiz. Yoldaki çukurları görmeme tehlikesi var. Kuşadası-İzmir arasında ilerliyorum. Gün ağarmaya başladı. Motorda henüz tekleme olmadı.

DSC04517

Artık sabah oldu. İzmir-Manisa arasındayım. Yokuş tırmanmaya başladıktan sonra motor hafif hafif tekleme yapmaya başladı. Artık umursamıyorum. Yeni bir keşifte bulundum. Tekleme olunca gaz açıyorum. Motor düzgün ilerlemeye başlıyor.
DSC04519a DSC04518
Manisa-Balıkesir arasında sert rüzgar motoru bayrak gibi sallıyor. Rüzgardan dolayı gidonu daha sıkı tutuyorum. Buda yorulmama neden oluyor. Sık sık mola veriyorum. Rüzgar trübinleri sanki rüzgarın sertleşeceğini haber veriyorlar.
DSC04524 DSC04522
Balıkesir’e 50 km. kala trafik jandarma tarafından kontrollü olarak veriliyordu. Hemen yolun sol tarafında takla atmış bir BMW otomobil gördüm. Siyah tişortlu olan sürücü su içip kendine gelmeye çalışıyordu. Yanındaki bayan ise sarsılmış görünüyordu. Ambulans gelmişti. Görüldüğü kadarıyla kazayı ufak tefek sıyrıklarla atlatmışlardı.
DSC04528 DSC04526
Yola biraz daha devam ettim. Sırtım çürük gibi ağrıyordu. Masaj makinesi olan bir dinlenme tesisinde mola verdim. Masajın verdiği rahatlama ile yola devam edecek gücü buldum.
DSC04529 DSC04531
Bandırma yakınlarında öğle yemeği yedim. Yanlış hatırlamıyorsam Aksakal’daydı. Açlıktan mı bilemiyorum yediğim patlıcan musakka ve kuru fasulyeyi çok beğendim.


DSC04541a

Bandırma’ya girdikten sonra yolu şaşırdım. Daha sonra limanın yolunu buldum. Biletimi aldıktan sonra motoru park edip yakındaki çay bahçesine gidip oturdum. Saat 13:00. Feribot 15:30′da.
DSC04543 DSC04545
DSC04546 DSC04547
Yenikapı’da feribottan indim. Sirkeci-Harem araba vapuru ile karşıya geçtim. Ve yolculuk sona erdi. Motosikletin tripmetresi 1644 km. yol yaptığımı söylüyor. Bu gezi CBF150 ile ilk ve son gezim olmuştu.

 

Reklamlar

İstanbul-Göcek Motosiklet Günlüğü(1644km.)’ için 4 yanıt

  1. Gezi notlarini zevkle okudum Dilek. Diline saglik. Uzun bir yolculuk olmus. Ben de sanki seninle beraber ayni geziyi yapmis gibi hissettim. Verdigin isimler benim yolum oralara dustugunde isime yarayacak. Iyi ki yapmissin geziyi. Herseyi de iyi organize etmissin. Problem ciktiginda da neler yapacagini cok iyi biliyorsun. Tam kafa dinlemelik bir tatil olmus. Biz artik onumuzdeki senelerde gorusmenin yollarini arayalim. Sermin ve Can’s sevgi ve selamlar.

    Aygul.

  2. Teşekkür ederim. Sadece bir konuda övgüyü haketmemişim. Onu da karadenizli arızası olarak görebilirsin. Göcek’ten sizin oraya motorsuzda gelebilirdim. Bunun farkına Aysel telefonda “motoru bırakıp gelebilirdin” dediği zaman vardım. Ama çoktan dönüş yoluna çıkmıştım. İnanmak zor ama gerçekten böyle. İnşallah seneye görüşürüz. Gerçek bir karadenizli olarak inadına yine motorla geleceğim. Sevgi ve selamlar.

  3. büyük zevk ve dikkatle izledim,okudum baktım…teşekkürler paylaşımın için..insanı özendiriyor

  4. Gezi notlarınızı zevkle okudum, doya doya geçen bir yolculuk. ancak tekne turu için Akdeniz F yerine Adil Kaptan ı öneririrm. Ben de senelerce akdenizf i tercih etmeme rağmen son seferde kaptanla ilgili düşüncelerm değişti, kaptan müşterisini tekneden atacak kadar saygısız ve kaba birisi, dikkat derim 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s