Abant’ta Kış Gezintisi

Ocak ayında Bolu civarında gezinti yapmak pek tercih edeceğim bir şey değildi. Çünkü kış mevsimi bu bölgede sert geçer. Kar yağışı, tipi ve buzlanma nedeniyle karayolu ulaşımı aksar. Otomobilimin kış lastiği olmadığı için normalde böyle bir geziyi aklımdan bile geçirmem. Nasıl olduysa  eşimle Abant gezintisi yapmaya karar verdik. Kıyafet haricinde hiç bir hazırlık yapmadık. Lastikler için zincir vardı. Fakat uygun olup olmadıkları belli değildi. Yine de arabanın bagajına koydum. Gidiş yolu gayet kolay ve sorunsuz geçti. Abant’ı karlar altında ilk defa gördüm. Manzara oldukça güzeldi. Eşim fotoğraf çantasını, bende üç ayağı sırtıma aldım.Her zaman ki gibi kendisini fotoğraf çekmeye kaptıran eşime eşlik ettim. Gölün kıyıları donmaya başlamıştı. Göl kıyısında ıhlamur, kekik gibi şeyler satan kadınları biraz da hayretle izledim. Pek de genç değillerdi. Buna rağmen bütün gün soğuk altında bekliyorlardı. Oldukça konuşkan olan bu kadınların söylediğine göre bir-iki hafta içinde kar örtüsü metre ile ölçülecek seviyeye gelecekti. Şu anda da yeterince kar vardı. Kar örtüsü içinde yürümeye başladık. Yer yer ayaklarımız diz seviyesine kadar karlara gömülüyordu. Ara sıra sis perdesi arkasına saklanan muhteşem dağ manzarası nedeniyle keyfime diyecek yoktu. İçine kar suyu ve soğuk girmeyen postallarımız bu keyfe gölge düşmesine engel oluyordu. Eşim ise fotoğraf çekerken kolayca rahatsızlık hissetmeyecek kadar kendini kaptırıyordu. Piknik alanına yaklaştığımızda kendimizi stadyumda zannettim. Tezahürat sesleri geliyordu. Merakla ilerledik. Piknik alanına vardığımızda seslerin kalabalık ve neşeli bir gruptan  geldiğini gördük. Bir arabanın müzik sistemini sonuna kadar açmış çiftetelli oynuyorlardı. “Angara’nın bağları da büklüm büklüm yolları” Ağzımız açık bir şekilde grubu izlemekten kendimizi alamadık.Soğuk kış koşullarında bu insanlar hayatı güzelleştirmenin yolunu
bulmuşlardı. Müzik sesini biraz fazla açmaları dışında kimseye bir zararları yoktu. Çaldıkları güzel parçalar, ve neşeyle oynamaları bu kusuru unutturuyordu. Bir süre izledikten sonra göl etrafında yaya olarak yaptığımız gezintiye devam ettik. Yaklaşık 4 saat süren
gezintimiz sonunda eşim üşümeye başlamıştı. Kar yağışı da başlamış, meteroloji bilgilerine göre kuvvetini arttıracaktı. Gezintiyi uzattıkça dönüş yolunda tehlikelerin de artacağını düşünerek saat 16:00’da dönüş yoluna koyulduk. Dönüş yolu Bolu Dağı tüneli çıkışına kadar fena değildi. Fakat kar yağışı sis ile birleşince işin tadı iyice kaçtı. Zaman zaman önümü göremez oldum. Düzce’ye yaklaşınca kar yağışı ve sisten kurtulduk. Artık zaman zaman şiddetlenen yağmura razıydık.

DSC_0435 DSC_0489
Kar ve yer yer sisler içinde çam
ağaçlarının arasında yürümek çok güzeldi.
DSC_0286 DSC_0252
Bu soğukta faytondan daha
konforlu gezi olmaz herhalde.
DSC_0140 DSC_0085
DSC_0077 DSC_0044
Kar soğuk demeden kekik, el
işi  gibi şeyler sattıkları tezgahın başında bekleyen kadınlar.
DSC_0066 DSC_0407
DSC_0054


Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s