Mıhlı Şelalesi Gezisi

Mıhlı şelalesine gitmek üzere evden çıkıyoruz. 130 km. Civarında bir yolumuz var. Yanıma yüzmek için mayo vs. alıyorum. Eşim sadece fotoğraf çekimi yapmak istiyor. Ayvalık yakınlarında yol kenarında karadut suyu içmek için duruyoruz. Karadut suyunun sağlığa faydalarını öğrendiğimden beri her bulduğum yerde karadut suyu içiyorum. Soğuk içilince daha bir güzel oluyor.

Tezgah sahibi kendisinden karadut suyu ve pekmezi alacağımızı söyleyince içtiğimiz karadut suyu için para almıyor. Büyük şişe karadut suyu 25 TL. 1/8 oranında sulandırılarak kullanıldığı için aslında 8 şişe karadut suyu alınmış oluyor. Yola devam ediyoruz. Birçok yerleşim yeri içinden geçtiği için 50 km/h hız sınırlandırması bölgeleri sık sık karşımıza çıkıyor. Aslında buralarda sürücüler 100-120 km/h hızlarda gidiyorlar. Ben kurallara uymaya çalıştığımda ortaya çıkan tabloyu siz düşünün. Kuralların hiçe sayıldığı bir dünyada kurallara uyarak marjinal duruma düşmek. Ya da ceza yemek. Kırk katır mı? Yoksa Kırk satır mı? Güzel asfaltına, bölünmüş yolda sürüş yapmanın rahatlığına rağmen ben bu yolu sevemedim bir türlü. Edremit’e vardıktan sonra artık 11 km yolumuz var. Küçükkuyu merkezine varmadan sağdaki tabeladan ana yoldan ayrılıyoruz. Kaz dağlarının bağrına doğru ilerliyoruz. Yol üzerindeki Şelale tabelası karmaşası yolu şaşırmama neden oluyor. Bir dere yatağında yol sona eriyor. Eşim heyecanla “dur bir dakika” diyor. “dere yatağını dozer ile kapatmışlar” diyor. Arabadan iniyoruz. Gerçekten de dere yatağı set yapılarak kapatılmış. Fakat akan su yok. Eşim eski ağaçlara zarar verilip verilmediğini dikkatle inceliyor.

Geri dönüp tekrar yola devam ediyoruz. Yanlış yolda olduğumuzu yolda rastladığımız bir köylüden öğreniyoruz. Durup biraz fotoğraf çekiyoruz.

Rastladığımız kişi geri dönüp Atilla’nın Yeri tabelasından sapmamızı söylüyor. Tekrar yola koyuluyoruz. Bu sefer yolu şaşırmıyoruz.

Bozuk ve çoğunlukla bir araç geçişine müsait olan toprak yolda ilerliyoruz. Sonunda şelale girişine varıyoruz.

Giriş ücretli. Masa istenirse o da ayrıca ücretli. Yiyecek-içecek servisleri var. Fakat, insanlar kendi getirdiklerini de yiyebiliyorlar. Yolda yemek yediğimiz için masa almıyoruz. Çay vs. içmek için zaten masa almaya gerek yok.

Dik bir yoldan şelaleye iniliyor.

Şelaleden sonra iki tane gölet var. Göletler yüksek kaya blokları ile çevrilmiş. Suyun 30 m. derinliğe kadar ulaştığı söyleniyor.

“Buzluktan çıkmış kadar soğuk bir suda yüzmek istermisin?” diye sorsalar tereddütsüz “hayır” derim. Fakat bu suda yüzmek için acele ediyorum. Yüzerken sık sık yaşadığım kramp problemi nedeniyle can yeleği  takıyorum. Suya girdiğimde dondurucu soğuk nedeniyle hemen çıkma isteği doğuyor. Bir ara “insan burada kalp krizi geçirebilir diye düşünüyorum. Fakat kısa sürede alışıyorum. Şelalenin aktığı üstteki gölete gidiyorum. Orada su daha da soğuk gibi geliyor. Şelalenin aktığı yere kadar gidecek cesaret bulamıyorum. Aşağıdaki gölete geri dönüyorum.

Action kameranın su altı kabını getirmeyi unuttuğumu farkediyorum. Göletlerde yaşayan yılan balıklarını ve su altı görüntülerini ve çekemeyeceğim için hayıflanıyorum.

Akşam olurken dönüş yoluna çıkıyoruz. Harika bir doğada bulunmak, buz gibi suda yüzmek çok güzeldi.

Su altından çekim yapamasak da yılan balığını suyun üzerinden çekebildik. Videoda 1:24 dakikadan sonra görülebiliyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s